|
Uzunca bir süredir IMF’nin vergi iadesiyle ilgili olarak “sızlandığını” DÜNYA Gazetesi’nin seçkin ve kıdemli okuru yakından bilir. 22 Temmuz’da yapılan genel seçimlerden sonra açıklanan yılın ilk 7 ayına ilişkin bütçe gerçekleşmeleri de dikkatli okurun gözünden kaçmamıştır. Malum sonuçlar gazetelere, “Seçim harcamaları bütçeyi vurdu” şeklinde yansımıştı. Temmuz başında manşetlere çıkarılan bir diğer başlık ise hatırlanacağı üzere “37 sektörde kapsamlı vergi incelemesi geliyor” idi. Son 2 aydır bakanlığın vergi dairelerine neredeyse her hafta tahsilatı hızlandırmak için “ne yaptıklarını sorduğunu” yakından biliyoruz. Peki neler oluyor?
KDV gelirleri düşüyor-Vergi daireleri tahsilatı hızlandırma peşinde
Uluslararası likidite bolluğu nedeniyle Hazine’nin acil nakit sıkışıklığı yaşadığı “acı günlerin geride kaldığı” varsayımıyla, IMF’nin yıllardır kaldırın dediği 2978 sayılı “Vergi İadesi Hakkında Kanun”un 1 Ocak 2006 tarihi itibariyle mülga olduğunu hepimiz biliyoruz. Malum artık kimse vergi iadesi alacağım diye “fiş” toplamıyor. Tam da bu konuyla ilgili olarak geçen hafta gazetelere ilginç bir haber yansıdı. Haber, “KDV gelirlerinde düşüş şoku yaşayan Maliye’de çözüm arayışları başladı...” şeklinde verilmişti. Hemen akabinde konuyla ilgili en yetkili ağızlardan “Fiş toplama ile vergi gelirleri arasındaki ilişkinin çoktan koptuğu” ifade edilerek, “fiş toplama uygulamasına geri dönülmeyeceği” açıklaması yapıldı. Anlıyoruz ki ortada bir sorun var... Peki ne yapılması gerekiyor ?
Yeni hükümetin IMF’yle nasıl bir ilişki kuracağı henüz belli değil
Gazetelere yapılan açıklamalardan IMF ile nasıl bir ilişki kurulacağı konusunda hükümetin henüz net bir kararının olmadığını anlıyoruz. İlişkiyi bir şekilde sürdürmeyi, “yapılan olumlu şeyleri ve gelişmeleri yatırımcılara anlatmakta IMF uzmanlarının ağzını kullanma imkanı vermesi” nedeniyle olumlu bulanlar da var; “uluslararası rezervlere dayanan yeni bir program” yapılacağını söyleyenler de...
IMF’den KDV’yle ilgili teknik destek neden istendi?
DÜNYA okuyucusu net hatırlar: Bu köşede katma değer vergisinin çok dinamik ve çok önemli bir vergi olduğunu; üretimi ve ihracatı destekleyen en önemli müşevviklerden (intensive) birisinin bu verginin bizatihi kendisi olduğunu birkaç kez vurgulamıştık. Tekraren hatırlatalım: Kayıtdışılıkla mücadelenin anahtarı KDV’dir. KDV gelirleri düşerse, gelir vergileri de bundan olumsuz etkilenir. Evet KDV gelirleri düşüyor ve işin esası şu: Gazetelere yansıyan şey, sadece bu sene için değil; fakat gelecek sene için de bütçe hedefleriyle ilgili bir olumsuz gelişmeye delalet ediyor. Belki de bundandır artık, “Gelir İdaresi’nde etkinliği artıracağız” diyerek durumu idare etmenin imkansızlığı... Belki de 50 yıldır Gelir İdaresi’ni etkinleştireceğiz diyen ve çok değişik kadrolarla bulunan çözümleri hayata geçirmeyi deneyen; ancak bir türlü IMF’yi de rahatlatacak çözümleri bulmakta zorlanan bürokrasi, muhtemeldir ki, “o zaman sorunları sen tespit et, yapılması gerekenleri rapor et ve etkilerini tartışalım; alınmasını istediğin önlemleri uygulayalım ve sonuçlarını birlikte görelim...” diyerek IMF’den bir çalışma yapmasını istedi. Bizimkisi sadece bir tahmin, ama gerekçesi ne olursa olsun bu rapor neredeyse hazır ve şu veya bu şekilde sonuçları olacak. Rapor neredeyse hazır diyoruz ama belki de bitmiş ve Bakanlığa teslim edilmiştir bile. Çünkü geçen hafta İstanbul YMM Odası “KDV iadesinde Yaşanan Sorunlar” başlıklı bir toplantı düzenledi. Zamanlaması dolayısıyla raporun teslim edilmiş olma olasılığı oldukça yüksek. Bir süredir konuyla ilgili bir komisyon çalışması olduğu da ayrıca kulağımıza geliyordu. Evet “DÜNYA” okuruyla paylaşmak üzere işte bu raporu okuduk. Ancak kamuoyuna sunulmadan önce etraflı bir tartışmayı uygun bulmuyoruz. Mamafih KDV iadesiyle ilgili olarak rapordaki öneriler o kadar “ilginç” ki, herkesten önce bu önerileri duymayı DÜNYA Gazetesi’nin sadık ve sağduyulu okurunun hak ettiğini düşündük. Raporun sadece bu kısmı aşağıda:
IMF’nin KDV iadesiyle ilgili 9 önerisi
1) İmalatçıların ihracatçılara KDV’siz mal teslim etmelerine imkan veren tecil-terkin sistemini gözden geçir.
2) İade edilecek tutarın yüzde 4, yüzde 8 ve yüzde 400’üne tekabül eden oranda garanti (teminat mektubu) uygulamasına son ver, ama yüzde 100 garanti (teminat mektubu) uygulamasını sürdür.
3) Orta vadede kendi denetim kapasiteni artır ve iade sürecinde YMM’ler tarafından hesaplanan yüklenilen KDV’yi kendin hesapla.
4) Kısa dönemde YMM ücret tarifesi yapısını kontrol et. (Yani YMM ücretleri ihracatçıya ekstra bir maliyet unsuru)
5) Mükelleflere tanıdığın, iade alacağını kendi vergi borçları dışındaki borçlara mahsup etme hakkını sınırla.
6) KDV iade sistemini daha etkin kılmak üzere mükelleflerini “altın ve gümüş kart” vererek kategorize et.
7) Yüksek riskli faaliyetlerle ilgili olarak iade öncesi güvenilir denetim teknikleri üzerinde yoğunlaş ve bunu daha düşük riskli faaliyetlerle ilgili olarak yapacağın iade sonrası denetimlerle destekle.
8) İhracatla ilgili olarak gümrük idaresiyle işbirliğini geliştir ve ortak doğrulama mekanizmaları kullan.
9) Denetim için bilgi toplamak yerine iadenin geçerliliğiyle doğrudan ilişkisi olan bilgiler toplamakla uğraş.
Bir çift sözümüz var
Raporu, kamuoyuna açıklanmadan önce tartışmayı doğru bulmadığımızı az önce söyledik. Yıllarca devlette değişik görevlerde bulunmuş, AB, IMF ve Dünya Bankası’nı yakından tanıma fırsatı bulmuş eski bir bürokrat olarak şunu söylemeyi görev biliyoruz: Uzunca bir süredir ülkemizde meselelere “yabancı uzmanların gözüyle” bakmak moda oldu. Artık uluslararası kurumların ve devletlerin bilinen ya da bilinmeyen “uzmanlarının” sesi haline gelmiş “ağızlarımız” var. Bürokrasimize de ziyadesiyle sinmiş bu kötü alışkanlığı, maalesef kurumların ve bu kurumlarda çalışan meslek gruplarının birbirleriyle çekişmeleri de besliyor. Bu rapor için çok geçerli olmayabilir ancak; arkasına ABD, AB, IMF ya da Dünya Bankası uzmanını ya da raporunu alan herkes, kurumlara, devlete, hatta toplumun bütününe “çekidüzen” verme misyonuyla güç ve iktidar elde etmeye, elde ettiği sözüm ona güç ve iktidarı pekiştirmeye çalışıyor. İnsanı kimi zaman utandıracak kadar şirazeyi kaçıranlara sözümüz yok, ama sağduyusunu henüz yitirmemişlere sözümüz şu: Artık ülkemizde AB, IMF ve Dünya Bankası uzmanlarının kapasitesi, çalışma tarzı ve rapor kaliteleriyle ilgili müspet ve menfi, ziyadesiyle yeterli birikim var... Bürokrasimiz esasen işi çözdü; ancak halen alışkanlıklar bir nedenle sürüyor. Gerekçesini bilemiyoruz, ancak inancımız odur ki, sorunlarımızı kendimiz de tartışabilir, çok daha uygun ve sonuç alınabilir çözüm yollarını birlikte bulabiliriz. Yeter ki tutarlı, sistematik, müesseselerin ve kurumların içsel tutarlığını gözeterek bu ülkeyi yönetmenin güvenilir yollarını şaşırmayalım ve kendimize, kendi kurumlarımıza ve bürokrasimize haksızlık yapmaktan vazgeçelim.
Son söz: Kimse üstüne alınmasın ama, artık röportajla yazılan raporları okumak, değil bilgimizi artırmak, sözcük ve gramer bilgimize dahi katkıda bulunmuyor. Son zamanlarda şeffaflığıyla takdir ettiğimiz Gelir İdaresi’nin bu raporun tam metnini İnternet sitesinden yayınlayacağını ve tartışmaya açacağını umut ediyoruz.
(Dünya, 01/10/2007) |