10.21.2007 - Szilard: Gölgedeki Deha
Hazırlayan: Ramazan KARAKALE

Leo Szilard(1898-1964)
Esin Kaynağı Bir Kitap
H . G. Wells , 1913 yılında The World Set Free: A Story of Mankind adlı kurgu bilim romanını yayınlamıştı. Wells,fen eğitimi almış olmasının getirdiği teknik bilgisini hayal gücüne ekleyerek bilim kurgu klasikleri arasına giren kitaplar yazmıştı. Bu romanda bazı tahminler de yer alıyordu. Örneğin 1933’te yapay radyoaktif maddelerin bulunacağını ve 1956 yılında atom bombasının kullanılacağı hayali savaşları anlatmıştır. O günlerde bunlar neredeyse akıl dışı şeylerdi. Yapay radyoaktiflik yazarın öngördüğü tarihten bir yıl önce keşfedildi, ama savaşa neden olmadı. Atom savaşı yani atom bombasının kullanılması ise yazarın öngördüğünden on bir yıl önce gerçekleşti
Macar doğumlu, Musevi asıllı fizikçi Leo Szilard(1898-1964) 1932 yılında Berlin' de çalışırken nasılsa bu romanı okuyor. Çok etkileniyor. Ertesi yıl göçe zorlanıyor ve İngiltere' ye gidiyor. Romandan aldığı esinle "zincir tepkimelerine dayalı kanunun patenti" ni 1934 yılında İngiliz Amirallik Dairesi’ne onaylatıyor.

Szilard: Gölgedeki Deha
Leo Szilard, “gülmeceye düşkün, keyifli bir adamdı”.“Bart Hastanesi'ndeki görevine yürüyerek giderdi. Birgün tam Southampton Caddesine geldiği vakit kırmızı ışığa rastladı ve durdu (Bu öykünün inanamadığım tek yönü burasıdır, Szilard’ın kırmızı ışığı görünce durduğu görülmemiştir.) Neyse kırmızı ışık yeşile dönmeden şu düşüne varmıştı: bir atomu bir nötronla vurursanız atom kırılır ve iki parçaya ayrılırsa,bunu zincileme tepkime izler.1934 yılında bir patent başvurusu için yazdığı sözleşmede “zincirleme tepki” deyimini kullanmıştır. Bu patenti savaş bitene dek yayınlanmaması isteğiyle İngiltere Deniz Kuvvetlerine verdi. Amacı, bilimin yanlış yolda kullanımını engellemekti.
Bu arada savaş gitgide büyüyordu.1939 başlarında Szilard,bir mektup yazıp Joliot Curie’ye bir yayınının yasaklanmasının olanak dışı olup olmadığını sordu. Fermi’nin buluşunun yayınlanmasını önlemeye çalışıyordu. Sonunda Ağustos 1939’da bir mektup yazdı,bu mektubu Einstein imzaladı ve Başkan Roosevelt’e gönderdi. Mektupta özetle şöyle deniyordu: Nükleer enerji bulunmuştur. Savaş önlenemeyecektir Bilim adamlarının bu konuda ne yapacağı kararı Başkan’a kalmıştır.
Ama Szilard durmadı. J .Bronowski dostu Szilard'la ilgili şunları yazar:" 1945 yılında Avrupa Savaşı kazanılınca,bombanın yapılıp Japonlara karşı kullanılacağını anlamıştı. Erişebileceği her Leo Szilard,1926
yere protesto çağrısında bulundu. Bildiri üstüne bildiri yazdı. Başkan Roosevelt’e yazdığı bir bildiri yararsız kaldı,çünkü tam verdiği günlerde Roosevelt öldü. Szilard hep,bombanın Japonların katılacağı uluslararası bir seyirci kitlesi önünde denenmesini istiyordu;böylece Japonlar bombanın gücünü anlayacak,kimse ölmeden teslim olacaklardı.
Bildiğiniz gibi Szilard yenildi,onunla birlikte bilginler toplumu da yenilgiye uğramış oldu. Dürüst ve sağlam bir kişilikte bir adam ne yapmalıysa onu yapmıştı. Fizikten caydı,biyolojiye yöneldi-Salk Enstitüsüne gelişi de bu yüzdendi- başkalarını da getirdi. Fizik son elli yılın tutkusu,bu bilginlerin en büyük yapıtı olmuştu. Ama artık anlamıştık,fiziksel dünyayı anlamak uğruna anladığımız düşün birliğini,yaşamı anlamak yolunda adamanın zamanı gelmişti.”
İlk atom bombası 6 Ağustos 1945 günü sabah 8.15’te Japonya’nın Hiroşima kentine atıldı. Szilard bunu yalnız bilim adamları için değil insanlık için bir trajedi olarak nitelemiştir. “Fen çok insancıl bir bilgi türüdür. Bizler hep bilinenin sınırındayız,umulana doğru,ileriye yönelik atılımdayız. Bilimde her yargı,yanılgıdan kıl payı ayrılır ve kişiseldir. Bilim,yanılabilmemize karşın bilebildiklerimize bir saygınlıktır. Bu anlam, Oliver Cromwell’in sözlerinde özetlenmiştir: ‘Tanrı aşkına,yalvarırım,ne olur,yanılabileceğinizi bir kez olsun düşünün.’
Dostum Leo Szilard’ın anısına,Auschwitz’de ölen yakınlarımın anısına,bir ansan olarak,canını kurtarabilmiş bir kişi,bir tanık olarak,burada,bu havuzun başında,saygıyla duruyorum. Kendimizi,mutlak bilgi ve güç hastalığından kurtarmalıyız. Makineleşmiş insanlıkla gerçek insanlık arasındaki yolu kapamalıyız. Kanıyla,canıyla,insanlara dokunabilmeli,insanlara erişebilmeliyiz”(İnsanın Yücelişi).
Kaynak:atominsan.com
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10.15.2007 - Bilinmeyen Einstein!..
Albert Einstein
Bilinmeyen Einstein!..
Albert Einstein, modern zamanların en ünlü bilim insanı... Uzay, mekân ve zaman kavramlarını değiştiren bir fizikçi. Dağınık saçları ve çorapsız giydiği ayakkabılarıyla hep göze batan bu çok yönlü bilim insanının gizli kalmış dünyasında yolculuğa başlıyoruz...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9.30.2007 - Arthur C. Clarke

Arthur C. Clarke
Arthur C. Clarke ve 2001
20. yüzyılın en yaratıcı filmlerinden birine konu olan "2001: Bir Uzay Efsanesi" adlı kitabın yazarı Arthur C. Clarke...
|
"Maymun adamlardan günümüze, insan türünün her üyesine, dünya büyüklüğünde cennet ve cehennemi verecek kadar bir yer vardır kuşkusuz gökyüzünde. Ama, uzaklık engelleri parçalanıyor; bir gün bizim denklerimiz ya da efendilerimizle karşılaşacağız yıldızlarda. İnsanoğlunun bu olasılıkla yüz yüze gelmesi uzun zaman almıştır; bazıları, asla gerçek olmayacağını umut ediyor. Artan bir çoğunluk ise, hep şu soruyu soruyor: Neden biz uzaya gitmeye cesaret ettiğimizden beri bu tür buluşmalar gerçekleşmedi? Gerçekten de, neden? İşte bu çok makul sorunun olası yanıtlarından biri elinizde. Ancak, lütfen unutmayın: Bu, yalnızca kurmaca bir eserdir. Gerçek, her zaman olduğu gibi, çok daha tuhaf olacaktır."
Devamı...

http://img75.imageshack.us/img75/9903/spacecolony3edit9qk.jpg

| Yazar Hakkında |
|
Somerset'de (İngiltere) doğdu. 1986 yılında Amerikalı BK yazarlarınca GrandMaster (Büyük Usta) olarak adlandırıldı. Somut bilgiye ve bilime en sadık olan yazarlardandır. Uydularla haberleşme fikrini ortaya ilk atan kişidir. -------- Birçok okur için Arthur C. Clarke bilimkurgunun ta kendisidir. Hiçbir zaman "edebî" bir yazar olmamakla birlikte her zaman açıklık ve içtenlikle, genellikle incelikle ve bazen de bilimkurgudaki en unutulmaz imgelerden bazılarını ortaya çıkaran soğuk, çarpıcı çağrışımlarla yazar. Özellikle teknolojinin olası yararları hakkındaki liberal, iyimser (ancak tehlikelerinden de kesinlikle habersiz olmayan) görüşleriyle ve insanlığın bize belki tanrısal bir baba olarak, belki de soğuk bir umursamazlıkla yaklaşacak olan yabancı bir evrene doğru tıpkı, bir çocuk gibi elini uzatırken görüldüğü Stapledoncu kozmik anlayış temasıyla haklı olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası bilimkurgunun gelişmesinde en önemli isim olarak görülür. Clarke'ı tanıtıyoruz bu sayımızda.
Devamı... | |

http://www.dimaggio.org/images/AIG/Newsletters/Imaginaryplanet.gif |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9.15.2007 - Christiaan Huygens
Christiaan Huygens
Vikipedi, özgür ansiklopedi

 Matematiğe çok küçük yaşta ilgi duymaya başlamıştır. 1656'da yazdığı De ratiociniis in ludo aleae adını taşıyan ve olasılık hesabını detaylı bir şekilde kapsayan ilk yapıtını yazdı. Açanlar ve açılanlar kuramını ortaya attı; burada eğrilik merkezlerini belirleyerek çevrim eğrisinin özelliklerini açıkladı, sarmaşık eğrisinde düzeltme yaptı ve zincir eğrisi problemini çözdü.
Huygens, bilimsel çalışmalarına astronomide başlar. Teleskopun daha yeni yeni kullanılmaya başlandığı bu dönemde gözlük camı yaparak yaşamını sürdüren Spinoza ile tanışarak güçlü bir teleskop elde etmeyi başarmıştır. Matematik ve astronomi ile ilgili yazdığı tezler René Descartes'in dikkatini çekmiştir.
1663'te İngiliz Kraliyet Bilim Akademisi üyeliğine seçilir ve törene gittiği Londra'da Newton'la tanışır. Newton tarafından İngiltere'de kalması yönünde bir istek gelse de, XIV. Louis'in çağrısı üzerine Fransa'ya gitmiştir.

Çalışmaları
Huygens'in en bilinen icadı sarkaçlı saattir. 1657'de yaptığı saat oldukça dakikti. Huygens bu icadı, öncelikle denizcilikteki gereksinimi yüzünden ortaya koymuştu. Fakat sonuç tatmin edici olmamıştı. Yerçekiminin sarkaç üzerindeki etkisi gözden kaçırılmıştı. Saat, dünyanın merkezinden uzaklaştıkça sarkacın salınımı yavaşlıyor ve saat geri kalıyordu.
1665'te Huygens, Satürn'in uydusu olan Titan'ı keşfetmiştir. Titan o zamana kadar keşfedilmiş en büyük uyduydu. Satürn'ün halkaları ile ilgili çalışmalar yapan Huygens, Mars gezegeniyle de ilgilenmiş ve bir Mars gününün yaklaşık 24 saat olduğunu hesaplamış, gezegenle ilgili çizimlerde yapmıştır.
Orion takımyıldızını bulmuştur ve buradaki koyu bölge Huygens'in ismiyle anılmaktadır.
Pi sayısını 35 ondalığa kadar hesaplamış ayrıca Logaritmik eğrinin tanımını yapmıştır. Kare, koni gibi geometrik şekillerde hesaplamalar yapmıştır. Diferansiyel hesap üzerinde çalışmıştır. Bu hesabı Isaac Newton ve Leibnitz’den önceki dönemde en üst seviyeye getirmiştir. Daha sonra Paris’teyken Leibnitz’e matematik dersleri vermiştir. Sarmaşık eğrisi üzerinde düzeltmeler yapmış ve zincir eğrisi problemini çözmüştür. Çekme eğrisini tanımladı. Ayrıca sikloid eğrisini düz bir yolda sabit hızla yuvarlanan bir çemberin üzerindeki noktanın izlediği yol olarak tanımlamış özelliginin ise aynı yükseklikte cisimler içinde, üzerine konulan cisimlerin kayarak en kısa zamanda aşağı vardığı şekil olması olarak açıklamıştır.

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9.11.2007 - Sezen Aksu : Çağdaş Ozan

Sezen Aksu asıl adı Fatma Sezen Yıldırım (d. 13 Temmuz 1954, Sarayköy, Denizli), Türk şarkıcı, besteci ve söz yazarı.
Denizli ilinin Sarayköy ilçesinde doğan Sezen Aksu, 3 yaşındayken ailesiyle İzmir'e taşındı. Müzisyenliğe başlamadan önce 1973 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne girdiyse de müzik aşkı ağır bastığı için eğitimi yarıda bıraktı. İlk 45'liğini 1975 yılında Sezen Seley olarak çıkaran Aksu, bu albümün neredeyse hiç satmaması yüzünden hayal kırıklığına uğradıysa da 3. 45'liğiyle ünlü oldu ve Olmaz Olsun şarkısıyla müzik listelerinde 1 numaraya çıktı. 1979 yılına kadar 8 adet 45'lik yapan Aksu, ilk uzunçaları 1977'de "Allahaısmarladık" adıyla çıkardı. Bunu 2 plak içindeki 21 şarkının bulunduğu ve sanatçıya "Minik Serçe" lakabını kazandıracak olan "Serçe" albümü izledi. 1978 yılındaki bu albüm daha sonra Fono müzik tarafından sözlerini Deniz Türkali'nin yazdığı "Çocuk ve Dev" ve Hurşit Yenigün'ün yazdığı "Ben Bir Dul Kadınım" şarkıları hariç yayınlandı ve ancak bu albümün tamamı, sanatçının albümün haklarını satın almasıyla, orijinal kayıtlara sadık kalınarak, 2006 yılında; bu kez 2 CD olarak yayınlandı. 1984 yılındaki "Sen Ağlama" albümüyle 1985 yılı ortalarına kadar zirvede kalan Aksu, bu zamanlarda tanıştığı besteci ve aranjör Onno Tunç (asıl ismi Ohannes Tunçboyacıyan)'la 6 albüme imza attı ve bu albümler de çok beğenildi.
Aksu,224 sayfadan oluşan ilk basımı Aralık 2006'da yapılan 197 şarkı sözünü kapsayan Eksik Şiir diye bir şiir kitabı yayınladı.Kitabın ikinci baskısı Ocak 2007'de yapıldı.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Sezen_Aksu

Videoları

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8.29.2007 - Enrico Fermi
Enrico Fermi
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Enrico Fermi, 29 Eylül 1901 Roma'da doğdu, 28 Kasım 1954 Chicago'da öldü, İtalyan fizikçi. 1938 Nobel Fizik Ödülü sahibi.
Babası polis şefi Alberto Fermidir. İlk olarak dilbilgisi okuluna kaydoldu.Onun ilk matematik ve fiziğe olan yeteneğini keşfeden ve destekleyen babasının arkadaşlarından A. Amidei olmuştur.
1918'de Pisa Üniversitesinin bursunu kazandı. Pisa Üniversite'sinde 4 yıl kaldıktan sonra 1922'de professör Puccianti'den doktorasını aldı.
Bir yıl sonra 1923'de İtalyan hükümetinden burs kazandı ve Göttingen'de professör Max Born'la birkaç ay birlikte çalıştı. Rockefeller bursuyla 1924'de Leyden'e Paul Ehrenfest'le birlikte çalışmaya gitti. Aynı yıl Floransa Üniversitesi'nde matematiksel fizik dersleri vermek için İtalya'ya gitti.
1926'da Fermi günümüzde Fermi istatistiği olarak bilinen Pauli parçaçıklarının istatistiğini keşfetti. Bose-Einstein istatistiğine göre hareket eden bozomların tersine, bu parçacıklar fermion olarak bilinir. 1927'de Fermi, Roma Üniversitesi'nde teorik fizik profesörü oldu. Bu görevini, Nobel ödülünü aldıktan hemen sonra, 1938'de Mussolini'nin faşist diktatörlüğünden kaçıp Amerika'ya göç edinceye kadar sürdürdü.
Roma'daki ilk yıllarında kendini elektromanyetik problemlerin çözümüne ve bazı spektroskopik olayların teorik olarak açıklamasına verdi. Fakat asıl ilerlemesini çalışmalarını elektron ve atom çekirdeği üzerine yaptığı zaman gerçekleştirdi. 1934'de Beta Bozonu Teorisini geliştirerek Pauli'nin radyasyon teorisi ile birleştirdi. Curie ve Joliot'un yapay radyasyonu keşfinden sonra nötron bombardımanına tutulan aşağı yukarı her elementin nükleer dönüşüme tabi olduğunu keşfetti. Bu araştırma, yavaş nötronların ve nükleer füzyonun keşfine, ayrıca o zamana kadar periyodik tabloda bilinen elementlerden farklı elementlerin bulunmasına yol açtı.
1938'de Fermi tartışmasız nötronlar konusunda en iyiydi. Bu çalışmalarına Amerika'da da devam etti. Amerika'ya varışından hemen sonra Columbia Üniversitesi'ne fizik profesörü olarak atandı. Hahn ve Strassmann'ın 1939'un başlarında füzyon'u keşfinden sonra ikincil nötronların yayılma ve zincirleme reaksiyon olasılığını hesapladı. Bu çalışmalarına büyük bir istekle devam etti ve birçok deneyden sonra kontrol altındaki ilk zincirleme reaksiyonu gerçekleştirdi. Bundan sonra atom bombası yapımındaki sorunların aşılmasında önemli rol oynadı, Manhattan Projesi liderlerinden biriydi.
1944'de Fermi Amerikan vatandaşı oldu. II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1954'de ölümüne kadar sürecek olan nükleer çalışmaları için Chicago Üniversitesi'nden profesörlük teklifini kabul etti. Burada yoğunluğunu yüksek enerji fiziğine verdi ve pion-nucleon etkileşimi çalışmalarına öncülük etti. Yaşamının son yıllarında Fermi kozmik ışınların kaynağını araştırmakla geçirdi. Sonunda kozmik ışınların çok büyük enerji kaynakları olduğunu gösteren bir teori geliştirdi.
Söz konusu tertip nötronları, termik hızlarla yavaşlatan grafit blokları ile bir araya getirilmiş uranyum içerecek şekilde Chicago Üniversitesi'nin bahçesinde kurulmuştur. Nötronları soğurmak ve böylece reaksiyonun hızını kontrol etmek amacıyla, atom piline kadmiyum çubuklar yerleştirildi. Kadmiyum çubuklar yavaş yavaş çekildi ve kendi kendine devam eden zincir reaksiyon gözlendi. Ferminin bu başarısı, dünyada ilk nükleer reaktörün imali ve atom çağının başlangıcı olmuştur. Fermi 53 yaşında iken kanserden öldü. Bir yıl sonra yüzüncü element keşfedildi ve kendisinin onuruna bu element fermiyum olarak adlandırıldı.
Ona Nobel ödülü yavaş nötronların yarattığı radyasyon ve nükleer enerji alanındaki çalışmalarından dolayı verildi. Fermi Laura Capon ile 1928'de evlendi. Giulio adında bir oğlu Nella adında bir kızı vardır. Boş zamanlarında yürümeyi, tırmanmayı ve kış sporlarını severdi. 29 kasım 1954'de Chicago'da öldü.
Fermi'nin teorik ve deneysel fiziği konu alan birçok yayımı vardır. Bunlardan bazıları, elektronik gazların istatistiğinin hesabı ve Pauli parçacıklarından oluşan gazları konu alan "Sulla quantizzazione del gas perfetto monoatomico", Rend. Accad. Naz. Lincei, 1935, Atomun istatistiksel modelini (Thomas-Fermi atom modeli) ve atomik özelliklerin hesaplanmasında yeni bir yaklaşımı (semiquantitative method) inceleyen Quantentheorie und Chemie, Leipzig, 1928, Über die magnetischen Momente der Atomkerne, Z. Phys., 1930, Tentativo di una teoria dei raggi ß, Ricerca Scientifica, 1933 sayılabilir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Enrico_Fermi
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımızda
Amacım, Türk Vergi Sistemini tanıtmak, yol göstermek, vergiyle ilgili sorularınızı en kısa zamanda ve sade bir dille ücretsiz olarak yanıtlamaktır.

Kategoriler
Arkadaşlarım
• sonmez • abdullahyilmaz • haticane • memnunca • monica • evininhanimi • eleni231 • hdogan • benhaladeliyim • onurxt • borsaci72 • catdere • yineyagmuryagacak • turktv • filizvehobileri • cxonbasi • erkambin • karalamadefterim • ahmet Baba • kategorici • emeksevgivebilgi • vizyondakiler • aslimyanik • eklesene • damla113 • hayatdenilen • perlaa • minenin • yuksektopuklar • sivyus • alimuraterbil • nevrisu • divlinyasam • tecworld • necipgenc • aslanyagmur • msenol • bilimeyolculuk • ajandatr • nettenparakazanmak • sarimutfak • esohan • yasamatesi28
|